21 Eylül 2019 Cumartesi

BAŞLANGICIN SONU


Bu başlangıcın sonu hiç var olmadı Şilan’ın hayatında. Son kelimesi lügatında yer almak bir yana dursun, başlangıç hayatının her zaman merkezindeydi. Hayatında ona arkadaş olan, üç maddeden meydana gelen kalbi vardı: kalem, yazmak, hayal dünyası. Bu üç maddenin onu hayatını yaşarken bir boşluğa düşüreceğinden, bir daha başlangıcının olmayacağından haberi yoktu aslında..
Yarınki sayıda görüşürüz!” cümlesi ağzından dökülen son kelimeleri oldu Şilan’ın başka bir Şilan olmadan önce. En sevdiği kalemleri ile birlikte caddede yol alırken bir arabanın çarpmasıyla kaza geçirdi. Arabanın resmini çok iyi kazımıştı aklına; gri bir araba ve eski model olduğunu resmetti kendine. Bulunduğu yerden hızlı bir şekilde hastaneye götürüldü çarpan kişi tarafından. Gözleri bir açılıp bir kapanıyordu dünyaya. Dünyadaki misafirliği sona eriyor gibiydi. Kırk beş gün boyunca gözleri kapalı kaldı. Ona çarpan kişi asla yalnız bırakmadı ve her gün onunla uyanıkmışçasına sohbet etti. Artık isyan etme derecesine gelmişti ki, kırk altıncı günün sabahı Şilan gözleri açtı. “Günaydın Şilan, ben Akif. Bugün nasılsın? Dün sohbetimiz yarıda kalmıştı, uyuya kaldın.” deyip Akif artık Şilan’ın dünyasına iyice dahil olmuş gibi gözüktü. Şilan çok tuhaf bir tepki vermeyip o da her gün onunla canlı canlı sohbet ediyormuş gibi karşılık verdi. Uyandıktan bir hafta sonra hastaneden çıkıyordu Şilan artık ve Akif yine onunla birlikteydi. Öyle gözüyor ki, Akif bundan sonra hep Şilan’ın yanında olacaktı. Bu arada, Şilan da onu tanıyormuş gibi davranmaya devam ediyordu tabi. Şilan evine gitmek istedi ve artık onun evinde Akif de kalacaktı. Akif’in onu çok mutlu ettiğini düşünmeye başladı fakat bunu dilindeki kelimelere döküp Akif’e de söyleyemiyordu. Halbuki, kaleminden resmedilen kelimeler artık daha çok, daha derin anlam bulmaya başlamıştı Akif ile birlikte. Ona söyleyemediklerini kağıda döküyordu her gün. Akif’e mektup yazıyor gibi hitap ediyordu kağıtlara. Ona kendini ifade edecek kelime bulamıyordu çünkü. Kelimeler kifayetsiz kalır sözü Şilan’ın hislerinde can buluyordu sanki. Gel zaman git zaman mektupları artık o kadar çok birikti ki, sığmıyordu bir yere. Akif’ten de saklayamıyordu mektupları artık. Bir gün yine yazarken : “ Kalbimin var olduğunu anlamamı sağlayan, kapılarımı açan.. Bugün de söyleyemedim. Bugün de mektuplarımda kaldın. Dünyamda kelimeler kalmadı artık seni ifade etmeye. Kalbimin ferahlığı, bir gün söyleyeceğim sana ama ne zaman bilmiyorum. O güne kadar bekleyeceğim seni.” Akif de okur arkasından yazdıklarını ama Şilan bunun farkında değildir tabi. Akif hiçbir şey belli etmeden kenara çekilir ve evden çıkmadan önce o da gizlice bir mektup yazar ve Şilan’ın masasına bırakır. Şilan mektubu gördüğünde şaşırıp kalıyor ve okumak için can atıyordu. Okuduktan sonra içine öyle güzellikler, mutluluklar doğdu ki, hislerinin Akif’de karşılık bulduğunu gördü. Akif geldiğinde mutluluktan ne yapacağını şaşırıp hiçbir tepki vermedi. Daha sonra odasına gidip yazdığı bütün mektupları getirip Akif’in odasına bıraktı ve bu mektupların kendisinin bir yansıması, gönlündeki hislerini döktüğü yoldaşları olduğunu söyledi. Birlikte okudular mektupları. Hisleri birbirlerinde karşılık bulmuştu. Şilan’dan mutlusu yoktu artık. Her gün gözlerini açtığında karşısında kalbinin ferahlığını görüyordu. Çok mutlu bir şekilde gözlerini uykuya kapattı yine.

Gözlerini açmak istemiyordu sabah olduğunda. Sanki hissediyordu bir şey olacağını. Gözlerini açtığında bambaşka bir yere, bambaşka bir zamana açtı. Dört duvar arasında, bir yatak ve sadece bir kalemden ibaret, bir köşeye çökmüş otururken buldu kendini. Anlayamadı ne olduğunu. Çok güzel bir hayat sürüyordu, kabullenemedi hiçbir şeyi. Aklını kaybetmek üzereydi. Aniden odasının kapısı açıldı ve Akif’in geldiğini ve onu bulunduğu yerden kurtaracağını düşündü. Kapıyı açan bir doktor ve elinde kağıt ile Şilan’a açıklama yapmaya çalıştı. Şilan buraya nasıl getirildiğini merak ediyor ve Akif’in nerede olduğunu sordu doktora. Doktor aslında Şilan’ın iki aydır bu hastanede yattığını ve hiç kimsenin onu ziyarete gelmediğini söyledi. Şilan hala kabullenemiyordu olanları. Doktora Akif’le nasıl tanıştıklarını, yaşadıklarını anlatmaya çalıştı ancak durum çok farklıydı. Aslında en başından beri, kaza olduktan sonra, herhangi bir sorun yaşamadı ve kaza anı oradan kalkıp yürüyerek ayrıldı. Ona çarpan kişiyi görmemişti bile. Kaza onu sadece psikolojik olarak bir çöküntüye uğratmış ve yeni bir yazı yazmak için uğraşırken kendi hayal dünyasına esir olmaya başlamıştı. Bunu gören arkadaşları da onu hastaneye götürmüştü. Akif de, kaza sonrası yaşanlar da hepsi hayal dünyasının ürünüydü. Mektup diye anlattıkları da hastanede yatarken elinde bulunan kalemle duvarlara attığı ufak çiziklerdi. Kalbinin üç maddesi ,her ne kadar Şilan mutluluğunun kaynağı olduğunu düşünse de, onun sonu getirenler ve başlangıçlarının sonunu getiren çöküntüleri oldu.


SON.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

GELECEKTEKİ DÜŞÜNCELERİM/Yeşim Korkmaz

 GELECEKTEKİ DÜŞÜNCELERİM Ben gelecekte istediğim iki meslek var. Birincisi subay olmak diğeri ise avukatlık. Ama bu aylarda daha çok avukat...